Ürdün’den birleşme haberi

Solidnet haberine göre Ürdün Komünist Partisi ile Ürdün Komünist İşçi Partisi birleşme kararı almışlar. 1948 sonrası Batı Şeria’da özellikle Filistinliler yoğunluklu olmak üzere kurulan ÜKP, 1957 ertesi Nasır dönemindeki sıçramanın dışında genelde Kral Hüseyin’in baskı ve yasaklamaları altında faaliyet yürütme durumunda idi. 1967 işgali sonrasında Ürdün’de kalan kadroların daha pasif bir konum aldıkları ve Filistinlilerin kendi örgütlenmelerine geçtikleri görülüyor. ÜKP ve ondan ayrılmış diğer gruplar 1990larda legalize olmuşlar. Sonuçta, hemen her koşulda, birleşme haberi olumlu sayılmalı.

Arap solu söz konusu olunca Hisham Bustani‘nin yakın tarihli dikkat çekici bir değerlendirmesi var. Yakın dönemde iyice yaygınlık kazanmaya başlayan ‘iki devletli çözüm’ politikasının eleştirisi bağlamında değerlendirilmesi gereken bir yazı. Kısaca özetlemek gerekirse:

Bustani’ye göre Arap solu, tarihsel olarak, devamlı dışarıdan teori aktarmacığı yapan, kendi özgül katkılarını harekete sunamayan bir yapı olagelmiş. Bunun beraberinde getirdiği konum ise gelişen olaylara hep sonradan -reaktif- tepkiler vermesi, onlara kendi istediği biçimde yön verememesi. Somut olarak hep SBKP yörüngesinde olması. Hep tartışılageldiği üzere, SSCB’nin İsrail’in kurulmasını kabul etmesi ve Arap partilerine bu konumu ‘ikna’ edebilmesi eleştiriliyor.

Bilindiği üzere devamlı bir İsrail solu ile işbirliği çabası ve söylemi vardır ve ‘iki devlet’ formülü savunulur. Bustani, bence biraz haksız olarak, bunu eleştiriyor. Ayrıca, sadece komünist partilerin değil, FHKC ve FDKC’nin de bundan etkilendiğini söylüyor. Sonuçta, bu yapıların yanlış stratejileri ve de başarısızlıklarının İslamcı hareketlerinin önünü açtığı vurgulanıyor. En temel olan Arap birliği konusunda bile kafa karışıklığı içinde oldukları belirtiliyor. Bu koşullarda, dışa bağımlı olan bu sol, objektif olarak, hakiki bir devrimci hareketin varolabilme zeminini de engelliyor.

Şu andaki durumu, duvarın çökmesinin ardından NGO’laşan, liberalleşen bir hareket olarak tanımlanmakta. Ancak bunun karşısında, Bustani’nin ‘yurtsever sol’ adlandırdığı bir neo-Marksist nüvelenmelerden de bahsedilmekte. Bu kutuplaşmanın arasından doğabilecek bir devrimci hareket için de şu ana ilkeleri koyuyor en son:

1) Filistin: tek devlet, herhangi bir Siyonist yapının reddi

2) Irak: işgale derhal son verilmesi

3) Direniş: direniş hareketine her türlü destek

4) Arap Birliği savunusu

5) Anti-emperyalist konum ve cephe -İslamcılar ve Baascıları içeren

Bence, halen birçok partinin resmi konumu olan iki-devlet çözümünün savunulmasında devam etmek gerekli. İsrail’deki solu ve de daha genel olarak oradaki ilerici unsurları bir kenara koymamak lazım.

Explore posts in the same categories: Ortadoğu

Comment:

You must be logged in to post a comment.