Neoliberalizm üzerine

Perşembe günü ODTÜ’de Düzenleme Okulu’nun [Regulation Approach] ünlü sosyologu/siyaset bilimcisi Bob Jessop neoliberalizm ve küreselleşme üzerine bir sunum yaptı. 1990′ların ortalarından itibaren neoliberal anlayışın tepe noktasına ulaşarak artık ideolojik/pratik olarak gerilemekte olduğunu belirtti. Bu kendisinin sınıflandırdığı 4 neoliberal formun her biri için geçerli:

1) sistemik dönüşüm: Sovyetler ve Doğu Blok’unda gözlemlenmiş olan topyekün sistem değişimi

2) rejimlerdeki içsel kaymalar: Reagan ve Thatcher örneklerinde olduğu gibi, daha çok Anglo-Sakson ülkelerde yaşanan neoliberal dalga (liberalizasyon, deregülasyon, özelleştirme, sermaye hareketliliği, düşük vergilendirmeler, vs.)

3) Yapısal Uyum Programları (SAP) yoluyla Güney’e ve “gelişmekte olan ülkelere” dayatılan politikalar

4) Politikalardaki ince ayarlamalar: hemen her ülkede gözlemlenebilecek pragmatik tedbirler bütünlüğü

Şimdi, Jessop haklı olarak içinde bulunduğumuz durumun, 1990′lardaki zirve noktasında olduğu kadar neoliberalizmin hakimiyeti olarak tanımlanamayacağını belirtiyor. Ancak, neoliberalizmin halen ‘ekolojik olarak hakim‘ düşünce ve politikalar bütünü olduğunu belirtiyor: “In an ecology of blindly co-evolving and self-organizing systems, that system will be ecologically dominant that can cause more problems for other systems than other systems can cause for it
Bu kavramlaştırmanın saf bir Marksist kavramlaştırma olmadığını kendisi de belirtmekte. Evrimsel iktisattan ve sistem teorisinden (N. Luhmann) yararlanılmış gibi. Yapısalcı bir ’son kerte’ anlayışı yerine olasılık (contingency) üzerine kurulmuş bir hakimiyet ve belirleme anlayışı. Temel olarak, günümüzde “ekonomik” alanın ve onun kapitalist düzenlenişinin belirleyiciliği kabul ediliyor. Karmaşık olan ise, önce ekonomik alanın, sonra kapitalizmin ‘ekolojik olarak hakim’ olduğu noktasından nasıl ‘neoliberalizm’in ekolojik hakimiyetine geçildiği (bunun için Jessop’un 2001 tarihli makalesine[.pdf] bakılması gerekir herhalde).

Aynı gün konuşan Ben Fine ise artık giderek belirginleşmeye başlayan post-Washington Konsensusu içindeki Keynezyen, refah devletçi, sosyal demokrat(ımsı) eğilimlerin tehlikelerine işaret ediyordu.

Son olarak Wallerstein’dan yeni bir kısa çeviri:
2008: Neo-liberal küreselleşmenin sonu

Explore posts in the same categories: neoliberalizm

Tags: ,

You can comment below, or link to this permanent URL from your own site.

Comment:

You must be logged in to post a comment.